Anasayfa Hastalık ve Semptomlar Stres Stres..
  Stres
     
 
Stres
 






Akut ve kronik stresin etkileri


 


Canlılar etraflarından aldıkları her türlü uyarana merkezi sinir sistemleri sayesinde yanıt oluştururlar. Bu uyaranlar ses, ışık, temas veya koku gibi eksojen kaynaklı olabilceği gibi; açlık, susuzluk, ağrı, üreme isteği gibi endojen kaynaklı da olabilir. Bu uyaranların şiddetine göre sinir sisteminin oluşturacağı yanıt ve şiddeti değişkenlik gösterir. Temel hedef canlının canlılığını sürdürmesidir.


 Etrafımızdan aldığımız uyarıların dozu çok önemlidir. Şayet açsak ve etrafımızda yenilebilir bir kaynak algılarsak hafif bir stress aktivasyonu ile yemek için gerekli faaliyete başlarız. Bu tür bir stress üstesinden gelinebilir ve canlılığı sürdürmede çok önemli bir tetik mekanızmasıdır. Bu sayede canlı yeme içme ve üreme faaliyetleri için gereken aktivasyonu gösterir. Her tür vejetatif ihitiyacı karşılanmış, güvenilir bir çevrede bulunan canlı ise sedasyon halinde yani istirahattedir. İnsanın diğer canlılardan en belirgin farkı ise bu birincil fizyolojik ihtiyaçları dışında sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarının da oldukça fazla oluşudur. Dolayısıyla sadece ilkel fizyolojik ihtiyaçlarının ortaya çıkışı nedeniyle değil, sosyal yaşamın getirdiği bir çok değişken (trafik, iş kaygısı, maddi beklentiler vb…) stress kaynağı mevcuttur. Dozunda olmak kaydıyla ya da başa çıkılabilecek şiddette olduğu sürece bu tür kaygılar (stresörler) bizi ayakta tutan sosyal ve entellektüel yaşamımızda başarıya götürecek çabayı gösterebilmemizi sağlayan bir aktivator olarak çalışır.  Ancak bazen maruz kaldığımız uyaran (sosyal – fiziksel veya psikolojik) fazla şiddetli ve uzun süreli olabilir örneğin bir işte başarılı olma kaygısı akut ve olumlu bir tetikleyici iken iş kaybı çok daha ağır ve başa çıkılması zor bir uyarandır, veya gribal enfeksiyon gibi bir basit hastalık bedenin savunma mekanizmalarını uyararak kolaylıkla halledilebilir hafif bir uyaran iken bir uzuv kaybı veya kanser gibi uzun süreli ve tedavisi ümitsiz bir durum çok yıkıcı sonuçlar doğurabilir.


 


 


 


 


Özetle insanların etraflarından aldıkları veya kendi bedenlerinin ürettiği uyaranlar akut ve kornik stressor olarak ikiye ayrılır ve bunların etkileri de belirgin olarak farklı sonuçlar doğurmaktadır.


 


























Akut Stres


 


Kronik Stres


 


Depolanmış enerjiyi kullanıma sokar


 


Güçsüzlük, yorgunluk ve diabet


 


Kan basıncını artırır


 


Hipertansiyon


 


Sindirim sistemini yavaşlatır


 


Ülserler


 


Büyümeyi inhibe eder


 


Psikososyal bozukluk


 


ÜGS’i yavaşlatır


 


İmpotans


 


Spesifik immün yanıt azalır


 


Düşük hastalık direnci


 








Uyanıklığı artırır


 


Yaşa bağlı nöron ölümünde artma


 


 


Akut stress canlılık için gerekli ve doping etkilidir, kronik stress veya uzamış stress ise her anlamda yıkıcı sonuçlar doğuran mutlaka çözülmesi gereken, kişinin kendisi tarafından çözülemiyorsa profesyonel yardım almasını gerektiren bir süreçtir.


İnsan beyni her tür stresöre otonom sinir sisteminin sempatik bölümünü aktive ederek, endokrin sistemin de hipotalamus – hipofiz – böbreküstü bezi aksı olarak adlandırılan kortizol salınımıyla sonuçlanan döngüyü tetikleyerek yanıt verir. Çok iyi bilindiği gibi kortizol ve benzeri hormonlar küçük dozlarda doping etkisi yaratır ancak yüksek dozlarda ise başta bağışıklık sistemi olmak üzere hemen tüm sistemler üzerine yıkıcı etkiler gösterir. Bu döngünün bozulması durumuna depresyon aşırı yeme ve obesite, konsantrasyon gerektiren işlerde başarısızlık vb… kaçınılmazdır.


Akupunktur limbik sistemi regüle ederek strese daha dayanıklı hale getirir.
Bunun sonucu yukarda adı geçen yaşamsal fonksiyonlarımız dengelenerek hastalıkların ortaya çıkması engellenir.